Beni Twitter'da Takip Et

    5 Ocak 2012 Perşembe

    Yoksullaştıran Büyüme

    Dış ticaret hadlerindeki bozulmaya bağlı olarak, ekonomik büyüme ülke refahını arttırmak yerine azaltıcı etki edebilir. Ekonomik Büyümenin dış ticaret hadlerini bozması nedeniyle ülkenin zarara uğratılmasını ilk olarak Edgeworth incelemiştir. 1958 yılında teorik olarak  Jagdish Bhagwati tarafından geliştirilen yoksullaştıran büyüme teorisine göre dış ticaret haddindeki artış üretimi arttırmasına rağmen belli bir ölçüde refah kaybına neden olmuştur. Büyüme ile beraber o ülkenin ihracatına söz konusu olan malın arz artışı o malın fiyatını düşürerek ülkenin aleyhine bir dış ticaret dengesi oluşturacaktır. Bir başka gerekçe olarakta artan üretim miktarı ya da arttırılmak istenen üretim için daha fazla kaynak tahsisi gerektirecektir. Bu üretim faktörlerinin bir kısmınıda dışardan karşılayarak yani ithal ederek elde ediyorsa o ülke zamanla dış ticaret haddinin bozulduğunu fark edecektir. Bir dönem fazla veren dış ticaret artık açık vermeye başlayarak uzun vadede gelir kaybına yol açacaktır. Genelde gelişmekte olan ülkelerde görülen yoksullaştıran büyüme ani devlet politikaları ile giderilebilecek bir durumdur. Gümrük vergilerinin arttırılması ve söz konusu malın ihraç oranını azaltarak müdahale edebilir.
    Yoksullaştıran büyümenin bir ülkede söz konusu olabilmesi için o ülkenin dış ticaret çok fazla bağımlı olmasının yanı sıra  bazı kritik durumlar  da olmalıdır. Bunlardan ilki o ülkede ihraç malı arzında büyümeye dayalı büyük bir artış olmalıdır. Bu zamanla dış ticaret haddini bozacaktır. Yine o ülkenin ihraç malı için bir başka ülke ithal talep esnekliği çok düşük olmalıdır.
    Türkiye’de 24 Ocak kararları ile birlikte zamanında ülken borçlarını finanse edebilmek ve daha hızlı büyüyebilmek için ihracata dönük büyüme kararı alınmıştır. Artan ihracat miktarına bağlı olarak bir süre sonra gereksinim duyulan ithalat gereksinimi ihracat tarafından karşılanamamış ve büyüme amacıyla çıklan yolda gelirlerin giderek azaldığı ve borçlanmanın arttığı gözlemlenmiştir. Bu durum mevcut dış ticaret açıklarının da büyümesine neden oldu.  Ayrıca yıllar öncede özellikle tarım ürünlerinde fazla miktarda üretim sonucu değeri çok düşen malların yakılması, saklanması ya da deniz ürünlerinin geri denize atılması olayı yine yoksullaştıran büyümenin konusudur Ayrıca ileriki yıllarda Almanya ile yapılan ticaret verilerine göre Almanya ile yapılan ticaretin Türkiye’de bir yoksullaştıran büyüme yarattığı ortaya çıkmıştır.


     Kaynak:
    Direkçi T, Erk N.  ve Ateş T. 1999 ‘’Gümrük Birliği Sonrası Türkiye Dış Ticaretine Yoksullaştıran Büyüme Hipotezi Çerçevesinde Bakış.’’ Uluslar arası ODTÜ Ekonomi Kongresi III. Ankara
    Başkonuş T. 1995 Türkiye-Almanya Dış Ticaret İlişkilerinin Fakirleştiren Büyüme Açısından Ekonometrik Analizi. Marmara Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi İstanbul.
    Ateş İ. ve Bostan A. 2007. Türkiye’de Dış Ticaretin Serbestleşmesi ve Yoksullaştıran Büyüme. Muğla Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Bahar 2007 Sayı 18

    Continue Reading

    13 Aralık 2011 Salı

    Yazmakta

    Yazmakta.Com & Parapsikoloji ve Kişisel Gelişim 25 Eylül 2011 Pazar günü Umut YAVUZ tarafından okurlarını parapsikoloji ve kişisel gelişim üzerine bilgilendirmek ve eğitmek amacı ile açılmıştır. Yazmakta.com geçmişe değil, geleceğe soruna değil, çözüme odaklı, başarısızlığa değil, başarıya odaklı bir blogdur. Okurlarını genel olarak, Astral Seyahat, Parapsikoloji, Kişisel Gelişim, Telekinezi dalların'da bilgilendirmektedir. Blogu ziyaret etmek istemezmisin? http://www.yazmakta.com/ 
    Continue Reading

    7 Aralık 2011 Çarşamba

    Fenerbahçe Derbisi

    Bir Türkiye Klasiği ya da Türk-Klasiko diye adlandırabileceğimiz Fenerbahçe Galatasaray derbisi yedi aralık bugün oynanıyor. Bu derbiyi daha önemli kılan nedir peki? Hatırlarız bundan 5-6 ay önce başlayan bir şike operasyonu Fenerbahçe'yi derinden etkilemişti. Maddi anlamda önemsemesek bile manevi anlamda fenerbahçe büyük darbe almış prestij kaybetmişti. Bunu Aziz Yıldırımın aldığı cezaların nedeni gösterilebilen olaylar olmasına rağmen, Fenerbahçeliler ise tüm suçu federasyona ve diğer kulüplere mal etmişti. İşte bunca yaşanandan sonra bu akşam oynanacak bu maç bende bir fenerbahçeli olarak hayati önem taşımaktadır... Şittedin kesinlikle yer almamasını istemememize rağmen bu gece bir çok olay olacağından hiç şüphemiz yok...

    Türkiye Futbolu adına başkalarının yaptıklarını bir başkasına mal etmememiz dileğiyle.. İyi oynayan değil Fenerbahçe kazanması dileğiyle..
    Continue Reading

    19 Kasım 2011 Cumartesi

    Sosyal Medya Reklamcılığında Bir Devrim: Bumads

    Artık hiçbir şey eskisi gibi değil; masallar bile… Ezeli rekabet iş dünyasında devam ediyor! Tavşan ve kaplumbağa bu kez “Bumads” rövanşında karşılaşıp, yeni ürünlerini daha iyi tanıtmak için kıyasıya bir yarışa koyulurlar. İkisi de başarıyı geleneksel medyanın yanı sıra sosyal medya reklamlarında arar. Kahramanlarımızdan biri ise Bumads’in sosyal medyadaki gücünü keşfetmiş, markasını bol bol konuşturmanın formülünü çoktan bulmuştur.

    Hürriyet İnternet Grubu’nun sosyal medya reklam platformu Bumads için hazırlanan viral video, aslında bu yeni reklam modelini çok da güzel anlatıyor. Bumads, markaların binlerce Bumerang üyesi blog ve niş web sitesinde advertorial formatında, içerik tabanlı reklam yayınlayarak hedef kitlelerine kolayca ulaşmasını sağlıyor. Bu reklamlar blogların diğer içerikleri ile aynı alanlarda yer alıyor ve daha sonra site sahiplerinin sosyal medya hesaplarından da paylaşılarak yüksek erişim yaratıyor. Sosyal medyada paylaşılabilmesinin yanında içerik tabanlı olması sayesinde arama motorları tarafından da indekslenen reklamlar, olumlu bir SEO etkisi sağlıyor ve aylar boyunca erişilmeye devam ediyor.

    Bumads ürün tanıtımlarının yanı sıra, kampanya duyuruları, sosyal sorumluluk projeleri, kurumsal mesajlar, marka ve kriz iletişimi gibi konularda da markaların hedefledikleri kitleye uygun web siteleri aracılığı ile ulaşmalarına rehberlik ediyor.

    Bugüne kadar Ruffles, Sony, Adidas gibi bir çok önde gelen marka tarafından tercih edilen Bumads hakkında detaylı bilgi almak için http://www.bumads.com.tr web sitesini ziyaret edebilirsiniz.
    Eğer bir blog ya da web sitesi sahibiyseniz, sitenizde Bumads içeriklerini yayınlayarak para kazanmak içinse http://bumerang.hurriyet.com.tr adresinden kolayca Bumerang'a üye olabilirsiniz!


    Bir bumads advertorial içeriğidir.
    Continue Reading

    22 Ekim 2011 Cumartesi

    Olan Olmuş... Kalan Sağlar Bizimdir.

    Geçen hafta tüm Türkiye doğudan gelen haberlerle uyandı. O gün herkesin kafasında aynı düşünce mevcuttu. Herkes adeta çıldırmış kendi evladını kaybetmiş gibi isyan ediyordu. Bir çok radyo ve televizyon programında yayınlar iptal edildi. Bazı illerde mitingler bayraklı gösteriler düzenlendi sanki onların tepkisi bir sonuç getirecekmiş gibi... İkinci bir konu, konuşma dedikodu yoktu kimsenin ağzında adeta. Bu yaklaşık iki üç gün sürecekti daha önceki tecrübelerimizden bildiğimiz üzere.

    Peki bu iki üç günlük sürede daha başka ne gibi gelişmeler olmuştu bu ülkede biraz da onlara bakalım derim.

    - Deniz Feneri davasını bilmeyenimiz yoktur elbette. Uzun bir süredir gündemimizi meşgul ediyor. Almanya'dan gelmeyen raporlar, Türkiye'de bulunamayan hesaplar derken bir hayli uzadı. Tabi işin içinde kimin paramağı olduğunu düşünürsekte o kadar da kolay bitmeyeceği belliydi. Ancak 21 Ekim tarihinde tüm Deniz Feneri Tutukluları Serbest Bırakıldı. Bu arada Deniz Feneri Davasını başlatan savcılara soruşturma açılması netleştirildi.
    -Davullarla Zurnalarla serbest bırakılan Hizbullah Tutuklularını hatırlıyorsunz değil mi? Bir gece de hepsi serbest bırakıldı ertesi gün yakalanmaya çalışıldı yarısı yakalandı yarısı kaçtı.... İşte o tutukluların hepsi de serbest kalarak tutuklu sanık kalmadı.
    -MB bankası müdahale etmeye devam ettiği ekonomide faizleri son 2-3 yılın zirvesine çekti. Teorik Anlamını bilmeyenler için en basit şekliyle: krediyi daha yüksek maliyetle alacağız. Tek hedefi enflasyonu düşürmek olan MB adeta daraltıcı politikalar izliyor. Bu kadar büyüyen ve gelişen bir ekonomiyi neden daraltmaya çalışırlar ki?
    -Memurların devletle pazarlığı 2012 zamları için sürerken, Memurların fazla mesaisi 1 lira 35 kuruşa çıkarıldı. Yanlış anlaşılmasın 1 lira 35 kuruş artmadı sadece 10 kuruş artarak bu seviyeye geldi.
    -Tam 7 kalem eşyaya zam yapıldı.

    İşte birileri bir şeylere ağlarken başka birileri kendi amaçlarını gerçekleştirdi.
    Continue Reading

    21 Ekim 2011 Cuma

    Sigorta İnternetten Yapılır!

    Türkiye, sigorta karşılaştırma ve satın alımında çığır açacak yeni bir girişimle tanışıyor: Sigortadukkanim.com!

    Türkiye’de mevcut sigortacılık anlayışı değişmeye başlıyor. Başta İngiltere olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde birçok kişi, zorunlu ve gerekli tüm sigortalarını internetten, araştırıp seçerek satın alıyor.

    Sigortadukkanim.com’u kuran ekip de bu modelin farkına varmış ve internetten sigorta satın almayı Türkiye’ye getirmeye karar vermiş. Bünyesinde kaskodan trafik sigortasına kadar birçok alternatif barındıran sitede, 20’ye yakın büyük sigorta firmaları arasından, kişiye en uygun olan sigorta poliçesi seçilebiliyor. Geriye de “en ucuz fiyatı”  veren online teklifi kabul etmek kalıyor.

    Bizi renkli dünyası ile tanıştıran Sigortadukkanim.com, hazırladığı filmle öncelikle otomobili olup sigorta yaptıracaklara daha sonra evlerini sigorta etmek isteyenlere sesleniyor.

    Şu bir gerçek ki biz “Çoktan Seçmeli” olan her şeyi severiz. Ezberleyip yazılıya girmektense birçok cevabın arasından bize en uygununu seçmek her zaman daha çok işimize gelmiştir. Buradan yola çıkmış olacaklar ki; sloganlarını bu yönde seçmişler:

    Daha detaylı bilgi almak isteyenler; www.sigortadukkanim.com adresini ziyaret edebilirler.



    Bir bumads advertorial içeriğidir.
    Continue Reading

    13 Ekim 2011 Perşembe

    Bankacılık ve Finansal Sektöre İlişkin

    ''Banka Soymak Nedir ki Banka Kurmak Yanında..?'' Bugün duyduğum bu söz beni çok düşündürdü açıkçası. Bir bankayı soyan, eylem sırasında bankaya taşla molotofla ateş açan kişiler gördük hep televizyonlar da. Bu kişiler medya tarafından ayıplandı ve adeta vatan haini ilan edildi, halk olarakta tepkisiz kalmadık bunlara tabi haksız da değiliz aslında. Bu yapılanların hiç bir açıklaması, savunması yok olamazda kamu malına zarar verenlerin cezasız kalması gibi bir durumda.

    Peki birazda olaya bankaların açısından bakalım duruma, ne kadar masumlar acaba? Bakacağımız yön ise bu eylemlerdeki bankaların durumu değil genel ekonomik konjöktör içerisindeki yeri. Biliyoruz yeni ekonomik sistemde bankacılık sektörü gerçekten önemli rol oynamakta. Gerek yatırımlar gerekse tasarruflar üzerinde büyük etkisi olduğu ve ekonomi karar birimlerinin sık sık başvurduğu bir alandır. Öncelikle banka dediğimiz işletmeler büyük sermaye sahipleri tarafından ancak kurulabilmekte. Milyon dolarlarla ifade edilen banka kurma işleri kolay değil elbette takdir edilecek durumda bencede. Ancak banka kuranlar ya da banka sahibi olanlar neden bu kadar büyük paraları bir bankaya bağlıyorlar? Cevabı çok basit değil mi sizce de? Yatırdıkları paranın çok çok üzerinde bir kar elde edeceklerindendir elbette. Peki banka kurdu diye kimse kimseye para vermez o halde bankalar nasıl para kazanır biraz da onu inceleyelim:

    Günümüzde ufak bir geliri olsun olmasın yaşını dolduran kişilerin hatta çocukların bile bir banka hesabı mevcut.  Ufak bir meblağ olsada çoğumuzun mevduat hesabında mevduat (para) bulunmakta. Hepimizden topladığı onca mevduatı zorunlu karşılık oranını ayırdıktan sonra kredi verme imkanına sahip, tabi bu krediyi de babasının hayrına değil bir faiz karşılığı vermekte. Yani Bizim Paramızı Başkasına Kullanması İçin Para Karşılığı Satıyor.
    Tabi bu işlemi Kaydi Para denen yani MB'nın basmadığı ve bir nominal değeri olmayan kağıt şeklinde değil de   kendi sistemlerinde oluşturduklar parayı ifade etmekte. Topladığı mevduatın bir kaç katı kadar yeni para yaratan ve bu kaydi paraları millete faiz karşılığı dağıtan yine bankalardır.

    Bizden topladığı bu mevduatı sadece kredi vermekte kullanmaz tabi. Devlet Tahvili, Hisse Senedi gibi finansal yatırım araçlarına yatırım yaparak yine kar elde etmeye çalışırlar. Devlet tahvili de bizim devletimizin bizim paralarımızın faiz karşılığı başkalarından borç alınmak için bir araç olarak tanımlarsak bu tahvili alanlar sadece bankalar değil tabikide yine bizim paramızdan kar elde ederler.

    Bankalar yine kredi kartları ile halka kullanması için aslında kredi sayılabilen ve satın alma gücü oluşturan kartlar vermekte. Tüketim toplumu olduğumuz ya da oluşturulmaya çalışıldığımız sistemde daha çabuk harcamak, bol bol harcamak hatta kazanmadan harcamak için gelirimizin üzerinde limitlerle kullandığımız ve çoğumuzun borcunu ödeyemediği için her şeyini kaybedenlerin kaybettikleri de bankaların birer kazancıdır.

    Son zamanlarda Faiz'in haram olmasından dolayı kredi kullanmayanları ya da tasarruf yapmayıp vadeli mevduat ya da yatırım araçları kullanmayanları kapmak için geliştirilen bir yöntem olan Faizsiz Bankacılık ya da finanal kuruluş altında kurumlar türemekte. Biz paramızı onlara yatırıyoruz ve onların işlemlerinden kar payı alıyoruz ya da katılım payı. Bakın Faiz almıyoruz onların dediğine göre. Peki onlar ne iş yaparlar? Üretim yapabilecekleri gibi ki hiç sanmıyorum bir şekilde para kazanmaları gerekiyor. Bu kuruluşlar bizim paralarımızı toplayarak faiz kazancı elde ediyorlar ve bize de bir kısım veriyorlar ama bizim aldığımız faiz değil kesinlikle onlara göre. Böylece onlar faizden 2 kazanırken biz onların kazancından kar elde ederek 1 kazanıyoruz. Bu arada bu tür finansal kuruluşlar ya da aracı kuruluşlardan zarar eden nadir kişi vardır. Sigortacılık Sektörüde benzer sistemle işler.

    Sigortacılık Sektörü derken; Adamlar bize resmen olasılığı satıyor: ya kaza yaparsan, ya ölürsen ya sel olursa... peki ya olmazsa? para mı geri verecek misin? Tabiki hayır...

    Bankalar ve bu aracı kuruluşlar gibi daha bir çok kurum ve kuruluş var. Tabi bize onlara paramızı emanet etmek için çeşitli nedenler sunuyorlar. Güvenlik açısından, tasarruflarımızı kazanca çevirme açısından gibi bir çok nedenle ve de zorla değil kesinlikle ancak biz tüm bunlara rağmen bir şekilde bizim paramızı bizden alarak kazanç sağlayan bankalardan vaz geçemiyoruzda aslında...

    İşte hal böyleyken, Bence Bankalar bizi soyarken onları suçsuz bulmak yanlış ve her şeye rağmen onlara koşmamız bu sürece bir destektir.

    Tabi bankaların Faydalı yanlarını saymakta bakmak gerek ancak mikro bazda baktığımız zaman karşılıklı fayda söz konusudur ancak bu faydanın hangi tarafa ağır bastığı açıktır...

    Efraim Yağarkar, 13.10.2011
    Continue Reading
     

    >>>yağarkar.... Copyright © 2009 Community is Designed by Bie Blogger Template